Türk edebiyatı, tarihsel gelişimi içinde toplumun siyasal, kültürel ve dilsel değişimlerine paralel olarak farklı dönemlere ayrılır. Bu dönemler arasında kesin sınırlar bulunmasa da, edebiyat tarihçileri genel olarak aşağıdaki sınıflandırmayı kabul eder. 1. İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı (8. yüzyıla kadar – 11. yüzyıl) Türklerin İslamiyet'i kabul etmeden önce oluşturdukları sözlü ve yazılı ürünleri kapsar. 4 Genel Özellikleri Sözlü gelenek hâkimdir. Şiir, kopuz eşliğinde söylenir. Ölçü olarak hece ölçüsü kullanılır. Dil sade ve halkın konuştuğu Türkçedir. Doğa, savaş, kahramanlık ve ölüm temel temalardır. Başlıca Türler Koşuk Sagu Sav Destan Önemli Eserler Orhun Yazıtları Dede Korkut Kitabı (kökleri bu döneme dayanır) 2. İslamiyet Etkisindeki Türk Edebiyatı (11.–19. yüzyıllar) Türklerin İslamiyet'i kabul etmesiyle birlikte Arap ve Fars kültürlerinin etkisi görülmeye başlanır. Bu dönem kendi içinde iki ana kola ayrılır: A. Halk Edebiyatı Halk arasında sözlü gelenekle gelişmiş...
Alfabetik sıra ile yazılmış, toplamda yirmi dokuz cümleden oluşan öykülerdir. İlk cümle a harfi ile başlar, alfabetik sıra ile cümleler devam eder (a,b,c,ç...) ve son cümle z harfi ile başlar. Yapısı itibariyle çok uzun öyküler değillerdir. Başarılı örneklerinden biri Burak Çakır'ın Saltanatın Abecesi öyküsüdür: a lfabeyi bilmezdi, yani say desen sayamazdı sırasıyla. b aşkası olsa utanırdı, bir gün biri ansızın sözlüye kaldıracakmış da bilemediği için kınanacakmış gibi gelirdi. c ümle âlem açığını kolluyormuş gibi. ç ocukluğundan belliymiş mayası. d eğil ellisinde, altmışında dahi uslanmayacağı. e ğilip de burnunu yerden almayacağı. f arkında değilmişiz sadece. gençliğinin baharındaydı onu tanıdığımda. ğ. henüz birinci sınıfta, harfleri yeni yeni öğrendiği günlerde bir tekerleme dolaştı diline. ısmarlama bir oyundu belki, sırf alfabeyi iyi öğrensin diye. işin o yanını hatırlamıyorum şimdi. jelatin kaplı defterleri, kokulu silgileri ve o anlamsız tekerlemeyi hatırlıyorum ama...