Ana içeriğe atla

Alfabetik Öykü (Alfabe Öyküsü) Nedir?

 Alfabetik sıra ile yazılmış, toplamda yirmi dokuz cümleden oluşan öykülerdir. İlk cümle a harfi ile başlar, alfabetik sıra ile cümleler devam eder (a,b,c,ç...) ve son cümle z harfi ile başlar. Yapısı itibariyle çok uzun  öyküler değillerdir. Başarılı örneklerinden biri Burak Çakır'ın Saltanatın Abecesi öyküsüdür:


alfabeyi bilmezdi, yani say desen sayamazdı sırasıyla. başkası olsa utanırdı, bir gün biri ansızın sözlüye kaldıracakmış da bilemediği için kınanacakmış gibi gelirdi. cümle âlem açığını kolluyormuş gibi. çocukluğundan belliymiş mayası. değil ellisinde, altmışında dahi uslanmayacağı. eğilip de burnunu yerden almayacağı. farkında değilmişiz sadece.
gençliğinin baharındaydı onu tanıdığımda. ğ. henüz birinci sınıfta, harfleri yeni yeni öğrendiği günlerde bir tekerleme dolaştı diline. ısmarlama bir oyundu belki, sırf alfabeyi iyi öğrensin diye. işin o yanını hatırlamıyorum şimdi. jelatin kaplı defterleri, kokulu silgileri ve o anlamsız tekerlemeyi hatırlıyorum ama. kızlarla arasında bir nevi silah gibiydi. laf atmaları, sataşmaları hep bu tekerlemeyle biterdi. mesela yandıysa bir oyunda, ebelendiyse, daha dalga geçilmeden başlardı saymaya. neticede zaferi belirleyen, alfabenin sonunda söylenecek tek cümleydi, ilk söyleyen kazanırdı. o yüzden kıyasıya yarışır, bir an evvel tekerlemeye ulaşmaya çalışırdı. öyle öyle, tekerlemeye birkaç saniye erken ulaşmak, rakiplerini hasetten çatlatmak ümidiyle alfabeden harf ayıklamaya başladı. pratikte de tuttu bu plan, oyuna heyecan getirdi. riskleri yok muydu, vardı, harf atladığı fark edilse baştan başlaması gerekirdi. savaşı kazandıran cesarettir derler ya onunki de bir çeşit cahil cesaretiydi.

şimdilerde komik geliyor tabii ama o gün bu küçük zaferler her şeyiydi. tekerlemeyi söylediği an tüm havası değişirdi. uğultular, tebrik ve tezahüratlar arasında kendini sultan zannederdi. üne, tebriğe, saltanata alışmışken bozuk bir abece kimin umurunda ki? ve işte, birkaç yıllık saltanat uğruna alfabesi aksak kaldı, tıpkı bacağı gibi. yine de kaytarmadı oynamaktan, ebelenmekten korkmadı. zaten ebelense bile kuşanmıştı silahını; a, b, c, ç, d, e, f, g, h, l, m, n, o, ö, p, r, s, ş, t, u, ü, v, y, z, kızlar ge-ve-ze. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mecazla ilgili sanatlar

• Teşbih • İstiare (Eğretileme, ödünç alma) • Kinaye • Mecaz • Teşhis (Kişileştirme) • İntak (Konuşturma) Teşbih (Benzetme) • Anlama güç katmak için, aralarında gerçek ya da mecaz, çeşitli yönlerden ilgi, benzerlik bulunan en az iki varlıktan zayıf olanı nitelik bakımından güçlü olana benzetme sanatıdır. • Özellik bakımından birbirine denk iki varlık arasında benzerlik ilişkisi kuruluyorsa buna teşabüh denir. • Şairler, kendilerini etkileyen bir olay veya varlık karşısında heyecanlanır, bu heyecanı daha kuvvetli ve tesirli anlatabilmek için, o ruh hâlini okuyucuda daha iyi canlandırabilecek benzetmeler yapma yoluna giderler. Bunun sonucunda da teşbih sanatı meydana gelmiş olur. Ayrıntılı (mufassal) teşbih: Benzetmenin bütün öğelerinin bulunduğu teşbih çeşididir. • Ahmet Paşa, gül yüzlü [teşbih-i beliğ] güzel hakkında yazdıklarıyla mektubu yaprak gibi titreten kalemin ne yazdığını merak ettiği aşağıdaki beytinin ikinci dizesinde benzetme öğelerini topluca kullanır. Ne yazdı gül yüzün va...

Türk Edebiyatında İlkler (81 Madde)

  1. Aruzla ilk manzum tiyatro eseri yazan : A.Hamit / Eşber veya Sardanapal 2. Batı anlayışındaki ilk edebiyat tarihçimiz : Fuat Köprülü 3. Batılı anlamda ilk gezi yazıları: Ahmet Mithat – Avrupa’da Bir Cevelan 4. Batılı anlamda ilk hatıra : Namık Kemal – Magosa Hatıları 5. Batılı anlamda ilk hikayeler ( İlk Realist Hikayeler) : Sami Paşazade Sezai – Küçük Şeyler 6. Batılı anlamda ilk tiyatro eseri : Şinasi – Şair Evlenmesi 1859 7. Batılı tekniğe uygun ilk roman : Halit Ziya Uşaklıgil / Aşk-ı Memnu 8. Bilinen ilk Türk şairi : Aprınçur Tigin 9. Bizde epik tiyatro türünün kurucusu: Haldun Taner 10. Deneme türünün kurucusu: Montaigne 11. Dilde sadeleşmeyi savunan ilk yayın organı: Genç Kalemler 12. Divan Edebiyatında mahallileşme akımının temsilcisi: Nedim 13. Dünya Edebiyatında ilk önemli roman örneği: Cervantes’in Don Kişot adlı eseridir. 14. Dünya edebiyatındaki ilk hikâyeci ve eseri: Boccaio Decameron Öyküleri 15. Edebiyat kelimesini bizde ilk kullanan: Şinasi 16. Edebiyatımızda...

Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Benzerlikleri

1-düşman kardeşler olarak bilinirler 2-İkisi de Misak-ı milli dışında kalan yerlerden göç etmişlerdir 3- İkisinin de annesi küçük yaşta vefat etmiştir. bu yüzden şiirlerinde anne kaybı hissedilir. 4- ikisi de düzenli yuva kurmamışlardır 5- İkisinin de geçmişleri birbirine yakındır 6-Modern Türk şiirinin kurucusu olarak ikisinin adı anılır 7- bu iki şair kendisinden sonra gelen şairleri etkilemişlerdir 8- 2 şair de genç şairleri poetikalarıyla etkilemeye çalışmışlardır 9- İkisi de karşı taraftan etkilenme ve etkileme endişesi duyuyorlar 10-aslında ikisinin de poetikası birbirine benzer 11-saf şiir konusunda benzerlikler var 12- memleket özlemi vardır ikisinde de. Birbirlerinden etkilendikleri konular: 1-Yahya kemal Ahmet haşimin melal kavramından etkilnemiştir.(melali anlayan nesle aşina değiliz.) 2-Yahya kemal Ahmet haşimi Türkçe konusunda etkiliyor. Ahmet haşimin daha önceki şiirlerinde